艾赫巴里
Wednesday, 28 January 2026
Breaking
Ayrıca şu dilde mevcut: Français 中文

ICE Suistimalleri: ABD Göçmenlik Politikasının Karanlık Yüzü

ICE Suistimalleri: ABD Göçmenlik Politikasının Karanlık Yüzü
Ekhbary Editor
21 hours ago
34

Türkiye - Uluslararası Haber Ajansı

ICE Suistimalleri, Amerika Birleşik Devletleri'nin göçmenlik politikalarının karanlık yüzünü gözler önüne seriyor. Son olarak Minneapolis'te 37 yaşındaki bir kişinin vurularak öldürülmesiyle bir kez daha gündeme gelen ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) biriminin şiddet eylemleri, kamuoyunda infiale yol açıyor. Bu olaylar, L'Express dergisinin "sınır dışı etme makinesi ve Trump ailesinin altın yumurtlayan tavuğu" olarak nitelediği göçmenlik polisinin derinlemesine incelenmesine neden oldu.

Derginin haberine göre, federal göçmenlik hizmetlerinin arkasında, başkanın dostlarına büyük faydalar sağlayan milyar dolarlık bir iş yatıyor. Bu "altın yumurtlayan tavuk" mekanizması, hem teknoloji şirketlerini hem de özel hapishane operatörlerini kapsıyor. Sistem, göçmenleri hedef almak için veri işleme şirketlerini kullanıyor.

ICE Suistimalleri ve Kârlı İş Modeli

  • Peter Thiel tarafından kurulan çok uluslu Palantir şirketi, göçmenleri neredeyse gerçek zamanlı olarak izlemeyi sağlayan ImmigrationOS platformunu kurmak için 30 milyon dolarlık bir sözleşme imzaladı.
  • Göçmen hapishanelerinin yönetimi, Donald Trump'ın kampanyasını finanse eden GeoGroup ve CoreCivic adlı iki şirket tarafından üstleniliyor.
  • Nouvel Obs dergisine göre, Beyaz Saray tarafından belirlenen günlük 3000 kişilik "kota", federal ajanların müdahalelerinin artmasına ve suistimallerin çoğalmasına neden oluyor.

Bu uygulamalar, ABD'nin göçmenlik sisteminin insani maliyetlerini ve finansal motivasyonlarını gözler önüne seriyor. Göçmenlerin hayatları üzerinde doğrudan etkisi olan bu politikalar, uluslararası arenada da tartışmalara yol açıyor.

Bu arada, Ukrayna'daki savaş, insani hikayeleri de beraberinde getiriyor. L'Elephant dergisi, 2022'den beri Kiev'de daimi muhabir olan gazeteci Maurine Mercier'nin savaş dönemindeki yaşamı anlatan "Ukrayna Günlüğü" adlı podcast'ini konu aldı. Mercier, "Sadece trajediyi anlatırsak, gerçeğe adil davranmayız" diyerek, savaşın ortasında hayatta kalan yaşamları göstermenin önemini vurguluyor.

Mercier'in aktardığına göre, belirsizlik ve endişeye rağmen insanlar aşık olmaya, çocuk sahibi olmaya devam ediyor. Ancak erkeklerin büyük bir kısmının cephede olması, aile kurma ihtimalini zorlaştırıyor. Bazı çiftler, mesafeye rağmen çocuk sahibi olabilmek için yapay döllenmeye başvuruyor. Mercier, Rusya'nın Ukrayna nüfusunu yok etmeye çalıştığı bir dönemde, "doğumla karşılık vermenin yaşamla direnmenin bir yolu" olduğunu belirtiyor.

Fransa siyaseti de 2027 başkanlık seçimleri öncesinde hareketli. Nouvel Obs, Marine Le Pen'in adalet tarafından mahkum edilmesi halinde Ulusal Birlik'in (RN) adayı olabilecek Jordan Bardella'ya odaklanıyor. Dergi, Bardella'yı "yapay zeka"ya benzetiyor ve onun "önceden hazırlanmış bir söylem üretme ve sentetik bir imaj yansıtma çabası" içinde olduğunu belirtiyor. Anketlerde önde giden bu karizmatik demagogun, "yeni iletişim yöntemlerindeki ustalığı, deneyimsizliğini, eksikliklerini ve vizyon eksikliğini maskeliyor" yorumu yapılıyor.

Eski Başbakan Dominique de Villepin, Bardella'yı "sıfır uçuş saati olan bir pilot" olarak nitelendirmişti. Ancak aşırı sağın yükselen figürünün güçlü destekçileri var. Özellikle milyarder Vincent Bolloré'nin CNews, Europe 1 ve Journal du Dimanche gibi medya kuruluşlarını içeren grubunun desteği dikkat çekiyor. Journal du Dimanche, bugün Bardella'nın "Fransa kaderiyle karşı karşıya: güç ya da gerileme" başlıklı bir makalesini yayınladı.

Le Point dergisi ise başka bir potansiyel başkan adayı olan 65 yaşındaki Les Républicains başkanı Bruno Retailleau'ya odaklanıyor. Retailleau'nun yakın çevresiyle yaptığı görüşmeler sonucunda adaylık kararı aldığı belirtiliyor. Ancak şansının sınırlı olduğu düşünülüyor; ilk tur oylarında %8 ila %13 arasında bir desteğe sahip. Dergiye göre, Retailleau'nun Elysee Sarayı'ndan ziyade Matignon, Bercy veya Beauvau gibi bakanlık koltuklarına daha çok heveslendiği iddia ediliyor. Ancak Le Point, 2027 seçimlerine kadar nelerin değişebileceği konusunda temkinli olmayı tercih ediyor.

Uluslararası Haber Ajansı