艾赫巴里
Sunday, 01 February 2026
Breaking

Ekonomist Sachs: Trump'ın Grönland'ı Ele Geçirme Girişimi Jeopolitik İstikrarsızlık Yaratabilir

Amerikalı ekonomist Jeffrey Sachs, eski ABD Başkanı Donald T

Ekonomist Sachs: Trump'ın Grönland'ı Ele Geçirme Girişimi Jeopolitik İstikrarsızlık Yaratabilir
Ekhbary Editor
1 day ago
81

Türkiye - Ekhbary Haber Ajansı

Ekonomist Sachs: Trump'ın Grönland'ı Ele Geçirme Girişimi Jeopolitik İstikrarsızlık Yaratabilir

Ünlü Amerikalı ekonomist ve Columbia Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Direktörü Jeffrey Sachs, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Danimarka'ya bağlı özerk bölge Grönland'ı ele geçirme konusundaki bitmek bilmeyen hırsının uluslararası ilişkilerde ciddi bir istikrarsızlık kaynağı olabileceği yönündeki endişelerini dile getirdi. TASS haber ajansına verdiği özel röportajda Sachs, Trump'ın bu konudaki tutumunu 'dört yaşındaki bir çocuğun davranışlarına' benzeterek, bu tür bir yaklaşımla küresel arenada son derece istikrarsız bir gelecek perspektifi oluştuğunu belirtti. Bu açıklama, Trump'ın başkanlığı döneminde Grönland'ı satın alma fikrini açıkça dile getirmesi ve bu konuda Danimarka ile yaşanan diplomatik gerilimler göz önüne alındığında büyük yankı uyandırdı.

Sachs'ın yorumları, Trump'ın dış politika yaklaşımının temelinde yatan 'iş adamı' zihniyetini ve onun jeopolitik meselelere dahi ticari bir anlaşma gözüyle bakma eğilimini bir kez daha gündeme getirdi. Grönland, stratejik konumu, zengin doğal kaynakları ve Arktik bölgesindeki artan jeopolitik önemi nedeniyle uzun süredir büyük güçlerin ilgi odağında. ABD, özellikle Soğuk Savaş döneminden bu yana adada önemli bir askeri varlığa sahip. Thule Hava Üssü, Kuzey Amerika hava savunmasında ve uzay gözetiminde kritik bir rol oynamaktadır. Trump yönetimi sırasında, ABD'nin Grönland'a olan ilgisi, Çin ve Rusya'nın Arktik'teki faaliyetlerini artırmasıyla birlikte daha da belirginleşmişti.

Hatırlanacağı üzere, Donald Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmelerin ardından Grönland ile ilgili bir 'anlaşmanın ana hatlarının' ortaya çıktığını belirtmişti. Axios portalının o dönemdeki haberlerine göre, tartışılan proje, ABD'nin adadaki askeri varlığına ilişkin 1951 tarihli savunma anlaşmasının güncellenmesi koşuluyla Danimarka'nın ada üzerindeki egemenliğinin korunmasını öngörüyordu. Bu durum, Grönland'ın satın alınması fikrinden bir nebze geri adım atıldığı, ancak ABD'nin adadaki stratejik çıkarlarını koruma ve hatta genişletme arzusunun devam ettiği şeklinde yorumlanmıştı. Ancak Sachs'ın son açıklamaları, Trump'ın zihnindeki 'satın alma' fikrinin tamamen rafa kalkmadığını, aksine bu hırsın derinlerde yatan bir motivasyon olarak varlığını sürdürdüğünü ima ediyor.

Grönland'ın jeopolitik önemi, sadece askeri üslerle sınırlı değil. Adanın buzullarının erimesiyle ortaya çıkan zengin petrol, gaz, nadir toprak elementleri ve mineraller gibi doğal kaynaklar, küresel ekonomide büyük bir potansiyel sunuyor. Bu kaynaklara erişim ve bunların kontrolü, özellikle teknoloji ve enerji sektörlerinde küresel liderlik mücadelesi veren ülkeler için hayati önem taşıyor. Sachs'ın 'istikrarsız perspektif' uyarısı, bu kaynakların ve stratejik konumun, Trump'ın kişisel hırslarıyla birleştiğinde uluslararası hukuk ve diplomatik normları zorlayabilecek gelişmelere yol açabileceği endişesini yansıtıyor.

Danimarka'nın Grönland üzerindeki egemenliği, uluslararası hukukun temel prensiplerinden biridir. Bir ülkenin toprak bütünlüğüne yönelik herhangi bir girişim, uluslararası toplumda geniş çaplı kınamalara yol açar. Trump'ın Grönland'ı satın alma teklifi, Danimarka tarafından 'absürt' ve 'ciddi olmayan bir şaka' olarak nitelendirilmişti. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, o dönemde bu fikri 'saçma' bularak reddetmiş ve Danimarka'nın Grönland'ı satmayı düşünmediğini açıkça belirtmişti. Sachs'ın 'dört yaşındaki çocuk' benzetmesi, bu tür diplomatik inceliklerden ve uluslararası normlardan uzak, kişisel arzulara dayalı bir dış politika anlayışına yapılan bir eleştiri olarak da görülebilir.

Ekonomik boyutun yanı sıra, Grönland'ın yerel halkının ve kültürünün korunması da bu tartışmada önemli bir yer tutmaktadır. Grönlandlılar, kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahip bir özerk bölge olarak, adanın geleceği hakkında söz sahibi olmak istemektedirler. Herhangi bir egemenlik değişikliği, Grönland halkının rızası olmadan uluslararası meşruiyet kazanamaz. Sachs'ın yorumları, bu tür jeopolitik manevraların sadece devletler arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda yerel halkların haklarını ve refahını da etkilediğini hatırlatmaktadır.

Trump'ın Grönland'a olan ilgisi, onun 'Önce Amerika' (America First) politikası ve küresel ticarette ve kaynak kontrolünde ABD'nin üstünlüğünü sağlama arayışının bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu yaklaşım, uluslararası işbirliği ve çok taraflılık yerine, ikili anlaşmalar ve güç politikalarını ön plana çıkarmıştır. Sachs'ın uyarısı, bu tür tek taraflı ve hırslı politikaların, uzun vadede küresel barış ve istikrar için riskler taşıdığına işaret etmektedir.

Öte yandan, eski ABD Başkanı Donald Trump ile ilgili olarak, daha önce MK gazetesinin yazdığına göre, Trump hakkındaki bir belgenin Epstein dosyalarından geçici olarak kaybolduğu bildirilmişti. ABD Adalet Bakanlığı, bu durumun sunucu aşırı yüklenmesinden kaynaklandığını açıklamıştı. Bu olay, Trump'ın kamuoyundaki imajını etkileyebilecek iddialarla ilgili yönetimsel sorunlara da işaret etmektedir. Her ne kadar Grönland konusuyla doğrudan bağlantılı olmasa da, bu tür haberler, Trump'ın politik kariyerini ve kamuoyu algısını çevreleyen geniş bir bağlamın parçasıdır.

Sonuç olarak, Jeffrey Sachs'ın açıklamaları, Donald Trump'ın Grönland'a yönelik bitmeyen hırsının, sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik ve diplomatik boyutlarıyla uluslararası istikrar için potansiyel bir tehdit oluşturduğunu vurgulamaktadır. Arktik bölgesindeki artan rekabet ve küresel güç dengelerindeki değişimler göz önüne alındığında, Grönland'ın statüsü ve geleceği, önümüzdeki dönemde de uluslararası gündemin önemli maddelerinden biri olmaya devam edecektir.